İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptali ve sonrasında yolsuzluk iddiaları ile gözaltına alınması siyaset arenasını karıştırdı.

CHP’de yerel seçimlerden bu yana cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yönelik büyük bir kavgaya yaşanıyor. 

Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Özgür Özel arasında yaşayan bu kavga tam bir ayak oyununa döndü. 

İmamoğlu, CHP teşkilatlarında pek varlığı bulunmayan Yavaş’ı saf dışına itmek için üyelerin katılımı ile ön seçim kararı aldırdı. 

Bu blöfü gören Yavaş ise seçime daha süre olduğu gerekçesi ile geri çekildi.

Genel Başkan Özgür Özel ise kendi adaylığının hesaplarını yaparak Mansur’un devre dışına itilmesine çanak tuttu.

İMAMOĞLU’NUN EŞİNE DİKKAT

23 Mart’a gayrı resmi önseçim kararı alındı. 

Bu seçimin İmamoğlu’nun gözaltında olduğu bir zamanda CHP tabanını konsolide için kullanılacağı görülüyor. 

Fakat bu seçimde aday olarak sadece İmamoğlu var. 

Kulislerde Özgür Özel’in bir şekilde İmamoğlu’nun diplomasının iptal edileceğini ve meydanın kendisine kalacağını hesap ederek, İmamoğlu’nun bu mağduriyetini kendi lehine çevirmek için fırsat olarak kullanacağı belirtiliyor. 

Fakat İmamoğlu’nun gözaltına alınırken eşine sıkı sıkı tembihleyerek inisiyatifi eline almasını istediği iddiası var. 

Bu nedenle gözaltına alınmasının ardından tepki konuşmalarında ön plana çıktığı vurgulanıyor. 

BELGELER CHP’LİLERDEN Mİ?

Bu köşede yazılara başladığımızdan bu yana fırsat buldukça CHP’nin adaysız kalacağını kaleme alıyoruz. 

Hatta sadece CHP kulislerinden aldığım bilgilerle Kemal Kılıçdaroğlu’nun müsaade etmediği hiçbir ismin Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını yazmıştık.  

Çünkü Kılıçdaroğlu’nun elinde CHP içindeki çok sayıdaki kişinin dosyasının bulunduğunu vurgulamıştık. 

Bu konuda Özgür Özel’i uyardığını da söylemiştik. 

Özellikle İstanbul’daki belediye başkanları belirlenirken. 

Geldiğimiz noktada İmamoğlu’nun İstanbul ve Büyük Kurultay konusundaki şaibeler halen gündemde. 

Uzun süredir kulislerde konuşulup şimdi yargıya taşınan usulsüz üniversite geçiş ve diploma iptali gerçekleşti. 

İtiraz edilip mahkeme kararı ile tekrar iade edilmedikçe Cumhurbaşkanı adayı olması şartlarını kaybetti. 

EVRAKTA SAHTECİLİK VE KAMU DAVASI

Yapılan incelemelerde diplomasının iptaline, denkliği bulunmayan bir üniversiteden geçiş, not ortalamasının şartları taşımaması gerekçe gösterilmiş.

Evrakta sahteciliğe giren yönü var ki konunun o daha vahim bir durum. 

Müracaatta bulunurken okuduğu üniversite değil farklı üniversite ismiyle başvuru formuna yazılması gerçeği var. 

Bu konu sadece re'sen kamu davasının açılmasına neden olacak. 
Çünkü bu olayın yeni delil sayılabilecek bir durum olduğu görülüyor.

Şunu vurgulamakta yarar var; İmamoğlu açısından diploma şaibesi çok önemli. 

Bu şaibe cumhurbaşkanı adayı olmasının önünde çok büyük engeldir. 
Bir önceki yazımızda 2000 yılında Mesut Yılmaz’ın cumhurbaşkanı adaylığının nasıl engellendiğini vurgulamıştık. 

O günleri, bugün CHP’ye geçen Cemal Enginyurt, MHP Milletvekili rahmetli Sadi Somuncuoğlu’nun başvurusunda çıkardığı arbededen dolayı çok iyi bilir. 

Diploma kararı daha tartışılmadan İmamoğlu’nun gözaltına alınması Türkiye gündemine bomba gibi düştü. 

Gündeme düşmeden önce bu gelişmelerin olabileceğini CHP ve İmamoğlu ekibinin bildiği ortaya çıkıyor.

Hatta polis ve yargıya belge ve bilgilerin CHP’liler tarafından verildiği kulislerdeki genel kanaat.

Bu gözaltı gerekçeleri konusu yayın organları ve sosyal medyada geniş olarak yer alıyor. 

Bu şartlarda aday olamayacağını bilmesine rağmen İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı iddiasından hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğini unutmayın. 

Bunun üç önemli nedeni var. 

Birincisi, CHP’yi ele geçirmek için tabanı manipüle etmek.

Diğeri, hakkındaki yolsuzluk dosyalarını gizlemek için baskı aracı kullanmak.

Üçüncüsü ise toplumsal tepkiyi artırarak Gezi tipi bir eyleme döndürüp, yolsuzluklardan kurtulmak için toplumsal tepkinin liderliğine soyunmak.

TOPLUMSAL TEPKİNİN LİDERİ OLMAK İSTİYOR

Aslında İmamoğlu’nun toplumsal infial yaratma girişimi ilk değil. 

14 Mayıs cumhurbaşkanlığı ilk tur seçimini hatırlarsınız. 

Seçim sonuçları açıklanmaya başladıktan sonra Erdoğan birinci olarak devam ederken, Ekrem İmamoğlu yanına Mansur Yavaş’ı da alarak; “Kazandık. Kazanıyoruz. 2-3 puandan fazla öndeyiz. Kılıçdaroğlu kazandı. Seçim bitti” şeklinde, yarım saatte bir basına kışkırtıcı açılmalara yapmıştı. 

Aslında 2023’ün 1 Mayıs’ından itibaren ise 12 araştırma firması daha önce yayınladıkları anket sonuçlarını tersine çevirerek Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanmakta olduğuna yönelik yanıltıcı anketler yayınlamaya başladı. 

Hatta o günlerde bu yanıltıcı anketleri yayınlayan bir firma sahibine; “Ne oldu da 1 hafta önce yayınladığın anketin tam tersi bir sonuç yayınlıyorsun?” diye telefon etmiştim. 

Sonrasında 2-3 günde bir bu tür anketleri 12 firma sürekli yayınladı durdu. 

Aldığım bilgiler, o tarihte bu 12 firmayı Muharrem İnce kumpasında tutuklanan Kemal Özkiraz’ın organize ettiği şeklindeydi. 

Bu yanıltıcı anketlerin amacının, seçim sonuçlarına hile karıştırıldığı algısı oluşturmak olduğu anlaşıldı.

14 Mayıs akşamı Ekrem İmamoğlu’nun toplumsal kalkışmayı tetiklemek için seçim sonuçları ile oynandığı, sandıkların çalınacağını ve sandıklara sahip çıkılması için halkı sokağa indirmeye çalışmasının bir proje olduğu ortadadır. 

O gece İmamoğlu’nun basın açıklamalarını ve tavrını herkes çok iyi gördü aslında. Kışkırtıcı ve manipüle edici olduğunu, yanında oturan Mansur Yavaş’ın yaşadığı şaşkınlıktan da görebilirsiniz.

İmamoğlu o gün başarabilseydi sandıkları koruma adına sokağa inecek halkın desteği ile kalkışmanın lideri olacaktı. 

Başarılsaydı toplumsal kalkışmaya İngiltere ve ABD’den de destek geleceği ve onlarında yardımı ile askeri ve sivil bir darbe yaşanacaktı. 

O gece Cadde TV’de seçim sonuçlarını yorumlamak üzere yayındaydım. 

Hatta CHP’li Uluç Gürkan yorumcular arasındaydı. 

CHP destekli bir televizyon.  

Elimde o güne kadar yaptığım iki ayrı Türkiye geneli anket sonucu vardı. 

Bu sonuçların hiçbirinde Kemal Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan’nın önünde değildi. 

Seçimin kıl payı ikinci tura kalacağını ya da Erdoğan'ın %50,2 ile geçeceği verisi vardı elimde. 

Bu nedenle daha yayına, bir araştırmacı olarak seçimin Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanmasının imkânsız olduğunu söyleyerek başladım. 

İlk sonuçlar gelmeye başladığında veriler beni doğruluyordu. 

Hatta ANKA ve AA verileri farklı oranlarla başlasa da sonradan paralel olmaya başladı. 

Bu verilere rağmen İmamoğlu yanına Yavaş'ı da alarak manipülasyona başlayınca canlı yayında kanal yönetimini uyardım; "Bu manipülasyondur. Aldanmayın" diye. 

O gün kanalda yönetici olan dostlar halen; "İmamoğlu’nun dolmuşuna bitmekten bizi kurtardın" diye teşekkür ederler. 

Seçimden 3-4 gün sonra, 14 Mayıs gecesi gerçekten bir darbe girişiminin kıyısından dönüldüğünü bir şekilde öğrendi. 

Hatta o gece muhtemel bir darbeye karşı Keçiören, Sincan, Altındağ ve Mamak belediyelerinin iş makinelerinin hazır tutulduğu, bir kısmanın Külliye’nin etrafında mevzi aldığını öğrendim. 

Hatta yardımı istenen Etimesgut Belediye Başkanı'nın işi yokuşa sürdüğü bilgisi de var elimde.

Darbecilere destek için ise Ankara Büyükşehir’in CHP kontenjanındaki kadrolarının hakim olduğu ANFA’da da hareketlenme yaşandığı iddiası da var. 

Eğer seçim sonuçlarında hile yapıldığı iddiaları üzerinden toplumsal kalkışma yaşansaydı, Ekrem İmamoğlu o kalkışmanın liderliğine soyunacaktı. 

Ama seçimin ikinci tura kalması bu oyunu bozdu. 

Oysa seçim sonuçları %50’nin biraz üzerine çıktığı önce ifade edildi. 

Sonra ikinci tura kaldığı açıklandı. 

Bunun nedeninin darbe oyununu bozma olduğu vurgulandı. 

İmamoğlu’nun o gün yarım kalan sivil darbe girişimini bugün diplomasının iptali ve yolsuzluklar nedeniyle gözaltına alınmasında doğacak mağduriyeti kullanarak gerçekleştirmeye çalışacağı bilinmelidir. 

Operasyonun yapılacağını önceden bilen İmamoğlu'nun, uzun süredir yargıyı kışkırtıcı bir yol izleyerek, tutuklanarak mağduriyet doğurma hedefi biliniyor. 

Diploma olayı ve gözaltına alınması İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını önlemek için sivil darbe gibi gösterilmek istenmesi bu nedenle. 

Muhalefetin geneline de bu algıyı yayıyorlar. 

Böylece sokakları hareketlendirmek isteniyor. 

Eğer hareketlenme başarılırsa bilin ki İmamoğlu hedefine ulaşır.  

Muhalefet ve CHP teşkilatları ile taban bu tuzağa düşer mi bilmiyorum. 

Böylece kendilerine yapıldığını iddia ettikleri sivil darbeyi 14 Mayıs’ta kaldığı yerden devamla İmamoğlu ve arkasındaki güç odakları hedefliyorlar.

Kalın sağlıcakla…