Dünyaca ünlü şef Ulaş Tekerkaya, Anadolu mutfağının derinliklerine inerek üç yıl boyunca kapsamlı bir araştırma yaptı. Bu süreçte Hititler, Frigler, Roma İmparatorluğu, Selçuklu ve Osmanlı mutfağının izlerini taşıyan yemekleri ortaya çıkardı.
Bölgenin yerel lezzetlerini orijinal haliyle sunmaya özen gösteren Tekerkaya, yemeklerin tarihini anlatan QR kodları ekleyerek misafirlere benzersiz bir deneyim sunuyor.
DOĞAL VE GELENEKSEL MALZEMELER ÖN PLANDA
Kapadokya mutfağında kullanılan malzemeler, bölgenin iklimi ve coğrafi yapısıyla uyumlu olarak seçiliyor. Domates, biber ve salça gibi modern mutfak ürünleri yerine; üzüm, kabak çekirdeği, kurutulmuş meyveler, buğday, arpa ve tahıl çeşitleriyle özgün tatlar yaratılıyor. Tatlılarda ise şeker ve un yerine tamamen doğal içerikler kullanılıyor.
DİŞ KİRASI GELENEĞİ DEVAM EDİYOR
Kapadokya mutfağını deneyimleyen misafirler, Osmanlı'dan günümüze taşınan "diş kirası" geleneğiyle uğurlanıyor. Şef Tekerkaya, bu jestin tarihsel önemine vurgu yaparak, "Misafirlerimize bir hediye vererek, onların soframızı şenlendirmesine teşekkür ediyoruz" diyor.
53 ÇEŞİT GELENEKSEL LEZZET SUNULUYOR
Kapadokya'nın binlerce yıllık mutfak mirasını günümüze taşımak amacıyla 53 çeşit yemek ve içecek hazırlandı. Menünün başlangıcında, Hz. Adem dönemine kadar uzandığı düşünülen ve buğday temelli "Baba Çorbası" yer alıyor. Tatlılar arasında ise Roma dönemine ait "Korama Tatlısı" ve Hacı Bektaş Veli dergahında yapılan "Pirpir Lokması" gibi tarihi tarifler bulunuyor.
HELAL SERTİFİKALI TEK İŞLETME
Kapadokya’da helal belgesine sahip tek işletme olan Uzundere Kapadokya Mutfağı, misafirlerine İslamiyet’teki sofra adabını da aktarıyor. Besmeleyle başlayan yemek, geleneksel yemek duasıyla tamamlanıyor. Şef Tekerkaya, "Misafirlerimize sadece lezzet değil, aynı zamanda bir kültür yolculuğu sunuyoruz" diyerek bu konseptin önemini vurguluyor.
Kapadokya’nın tarihi mutfağını keşfetmek isteyenler için unutulmaz bir deneyim sunan bu özel konsept, geçmişin izlerini günümüz sofralarına taşımaya devam ediyor.