Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptali, ardından yolsuzluk ve terörle işbirliği gerekçesiyle tutuklanması ile sonuçlanan gelişmeler enteresan noktaya geldi.
İmamoğlu’nun 14 Mayıs 2023 cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları üzerinden yaratmaya çalıştığı toplumsal kaos, kendisinin tutuklanması ile kısmen başarıya ulaştı.
AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı üzerinden toplumun bir kesimi tepki için meydanlara çekildi.
Gezi olayları örneğinden dolayı benzer gelişmeler yaşanmasından ciddi olarak endişe edildi.
Fakat tarafların hassasiyeti ile şimdilik bu durum önleniyor.
Bayramın 2 günü hafta içi mesaiye denk gelmesine rağmen 3 gün fazladan tatilin uzatılması dahi Gezi benzeri durumu önlemeye yönelik.
Aslında yaşanan İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve yolsuzluk nedeniyle tutuklanmasına tepkinin asıl nedeni birçok insanın Erdoğan’ın alternatifi hayallerini zedelemesinden kaynaklanıyor.
BELEDİYE BAŞKANLIĞI SİLİK
2019’a gelene kadar Türkiye’de hiç kimse İmamoğlu’ndan haberdar değildi. Beylikdüzü’nde varlığı ve yokluğu fark edilmeyen CHP’nin yaptırdığı anketlerde başarısı son sıralarda olan bir belediye başkanıydı.
Geçmişindeki ANAP gençlik kolları, BBP üyeliği, AK Partililiği ve sonrasında güçlü bir bağışla CHP ilçe başkanlığı ve Mesut Yılmaz’ın Mustafa Sarıgül’e ricası ile belediye başkanlığı.
Ve tüm bunlarda babası Hasan İmamoğlu’nun karakutu rolü bir kenara yazılmalıdır.
Babası çok stratejik bir özelliğe sahip.
80 öncesi MHP’liliği, sonrasında ANAP Trabzon Merkez İlçe Başkanlığı, Turgut Özal ve Mesut Yılmaz ile özel bağlantıları.
Şu an Beylikdüzü’nde hatırlanan tek bir eseri var mı?
Halka sorsanız cevabı ne olur bilmiyorum.
Ama AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı üzerinden toparlayıcı isim olarak baktığınızda CHP ile birlikte sağın bütün sokaklarını dolaşmış bir kimlik. Buna Süleymancılarda Kur’an'ı öğrenmesi, üniversitedeyken cemaatin özel evleri de eklenince topluma satış potansiyeli ortaya çıkıyor.
Hatırlayacaksınız.
İmamoğlu 2019’da Erdoğan’ın alternatifi pazarlaması ile seçimi aldı.
Onun dışında hiç bir özelliği yoktu.
Son seçimi de bu alternatifliğinin gölgesindedir.
Bugün halen durum farklı değil.
Cumhurbaşkanı olması umutları söndüğü takdirde, onun için bugün sokaklara düşenler bu sefer de sövmek için yollara düşerlerse şaşırmayın.
Çünkü cumhurbaşkanı umudu tükenince sönmüş balon gibi İstanbul’a hangi çivileri çaktığı tartışmaları çıkacak ortaya.
ÖZGÜR ÖZEL KAHRAMANLIĞA OYNUYOR
Aslında garip durumlar yaşıyoruz.
İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının önüne aşılması zor duvarlar örülürken, genel başkanlığı parti içinde tartışmalı Özgür Özel’e liderlik provaları yaptırılıyor.
Özgür Özel’le ilgili son birkaç gündür sol gazetecilerin övgülerine/ mazhariyetine şahit oluyorum.
Süreci çok iyi yönettiği, liderliğini kanıtladığı gibi övgüler.
Bana da öyle geliyor ki Özgür Özel bir süre önce Yavaş ve İmamoğlu'ndan kurtulmadıkça kendisine cumhurbaşkanlığı yolunun açılmayacağını görerek, önce İmamoğlu'na Yavaş'ı, ardından İmamoğlu'nu da yargıya yedirme yöntemi ile devre dışı bıraktırma stratejisini izliyor.
Çünkü yargıya taşınan dosyalar ve gizli/açık tanıklar bunu gösteriyor.
Bir taraftan da İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve tutuklanması olayını fırsata çevirerek liderliğini ispatlama yolunda olması var.
Söylemlerindeki meydan okuma ve sertlik İmamoğlu’nun sergilemeye çalıştığı taktiğe benziyor.
Çünkü Özel, İmamoğlu’na göre daha yumuşak bir algıya sahipti.
Bu da eleştiri konusuydu.
Şimdi bu imajını değiştirmeye çalışıyor.
Bir nevi, İmamoğlu’nun 14 Mayıs’ta hedefleyip başaramadığı toplumsal tepkilere önderlik misyonuna oynuyor.
ÖZEL, CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞINI BLOKE ETTİ
Özgür Özel Parti Meclis’inden aldığı karar ile 23 Mart önseçim sonuçlarına göre resmi olarak cumhurbaşkanı adaylığını bloke etti.
Sonuçları onaylatarak adaylık sürecinin başlamasına kadar İmamoğlu’nu suflör olarak kullanacak.
Mesela Yavaş'ın artık CHP içinde çalışma imkanı kalmadı.
Süreç başlayana kadar ve YSK kararına kadar CHP’de cumhurbaşkanı adaylığı tartışması rafa kalkmıştır.
Bu noktadan sonra Özgür Özel, liderliğini pekiştirerek kendini son anda ortaya çıkacak cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlayacak.
Böylelikle Mansur Yavaş veya bir başka aday da şimdiden denklem dışına atıldı.
ÖZEL’DEN GÜL TAKTİĞİ
Bu durum 3 Kasım 2002'deki seçimlerde Erdoğan’ın vekil adaylığının iptali oyununu aklıma getiriyor.
O günkü iptal Abdullah Gül’ün başbakanlığının önünü açmak içindi.
Abdullah Bey'e seçimler sonrası Erdoğan’ın yasağının kaldırılmayıp, başbakanlığa devam etmesi tavsiyeleri geldi.
Sıcak da bakıyordu Gül.
Ama oyunu Baykal bozmuştu.
İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığının önü kesilmesi halinde, Abdullah Gül’lüğe talip gibi Özel.
Bugün de benzeri ayak oyunları yaşanıyor aslında.
İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanması Özgür Özel’in, arayıp da bulamadığı fırsat.
Bir taraftan da tutuklanması üzerinden Erdoğan’ın yıpratılması fırsatı var.
Bu mart kedilerinin taktiğini hatırlatıyor.
Yani İmamoğlu’nu savunuyor görüntüsü.
OLAĞANÜSTÜ KURULTAY ÇAĞRISI SÜPRİZİ
Tüm bunlar yaşanırken Özgür Özel’in olağanüstü kurultay kararı aslında ne demek oluyor?
İmamoğlu tartışmaları arasında doğan duygusal havanın arasında, kurultayın iptal edilip partiye kayyım atanması gündemin gerisinde kaldı.
Kurultay kararı işte bunu gündemin önüne çekti.
Fakat Özel bu kurultayı ne amaçla kullanacak?
Kendi kontrolünde bir yönetim, İmamoğlu’nun gölgesinden kurtarmak için mi? Yoksa kayyım atanmasını önlemek için mi?
Galiba ikisi için de.
CHP kulislerinden elde ettiğim bilgiler, Kılıçdaroğlu’nun işin peşini bırakmadığı yolunda.
Son günlerde kulislerde Berhan Şimşek, İlhan Kesici, Mustafa Sarıgül, Mehmet Sevigen, Muharrem İnce gibi isimlerin kayyım için adları geçiyor.
Olağanüstü kurultay öncesi kayyım kararı çıkarsa ne olur?
Veya kurultay sonrası çıkarsa ne olur?
İmamoğlu’nun gözaltına alınması üzerine Belediye’ye kayyım atanmasını önlemek için istifası konuşulmuştu.
Kayyım atanmaması üzerine derin pazarlıklar yapıldığı biliniyor.
Sonuçta kayyım atanmadı..
Fakat şu anda da İmamoğlu’nun CHP genel başkanı adayı gösterileceği değerlendirmeleri kulislere yansıyor.
İmamoğlu’nun davalar sırasında Erdoğan karşıtı bloğu kemikleştirmek ve siyasi baskı unsuru olarak kullanmak için genel başkanlık statüsü konuşuluyor.. İmamoğlu’nun CHP Genel Başkanı sıfatı ile yargılanma amacı vurgulanıyor.
Buna Özgür Özel nasıl bakıyor?
Bu belli değil.
İmamoğlu’nun bu durumda belediye başkanlığı da düşmüş olacak.
Öyle görünüyor ki İmamoğlu’nun yargı ile imtihanının yanında CHP içindeki strateji savaşları da devam edecek.
Partinin kayyıma gitmesi halinde bütün dengeler alt-üst olacak.
Kayyım kararı çıkması halinde CHP 45 gün içinde kurultaya gitmek zorunda. Mayıs sonu, Haziran başında kurultay bekleyin.
Aynı zamanda kayyım kararı ile birlikte bütün delegelerin iptali ihtimali de var.
Bu nedenle il ve ilçe kongreleri ve yeni kurultay delegelerinin de belirlenmesi söz konusu.
Mevcutların tamamı düşecek yani.
Anlayacağınız, şu an CHP’nin içinde bulunduğu durumu matematiğin var olan formülleri ile çözmek mümkün değil.
CHP’nin geleceğinde Ekrem mi, Özgür mü ya da kayyım mı var?
Bekleyip göreceğiz.
Sonuçta biz aynı yerde, CHP’nin cumhurbaşkanlığı konusunda adaysız kalabileceği görüşünde duruyoruz.
Kalın sağlıcakla...